Yine uzunca bir aradan sonra nihayet yazmaya vakit ve enerji bulabildim.Bu süre zarfında dini ve resmi bayramlar geçti, Rüzgar 4 buçuk aylık oldu; rutinlerimiz değişti,yeni huylarımız oldu(çoğul ek kullanıyorum çünkü onunla beraber benim de düzenim değişti),diş çıkarma belirtileri baş gösterdi..vb. Yani anlayacağınız yazacak çok şey birikti..
Bayramdan hemen önce bebek arabası kırıldı ve tamir için İstanbul'a servise gitti,araya bayram girdi falan derken 2 hafta arabasız kaldık.Çok ama çok zor oluyormuş bebek arabası olmadan.Bildiğiniz eve hapsolduk. Neyse tam geldi diye sevindik ki geldiği gün de başka bir tarafı arıza verdi ve gerisin geri İstanbul'a postaladık yine ve hala serviste..Güzelim güneşli sonbahar günleri de boşa gitmiş oldu..Yine de güneşli günlerde Rüzgar'ı kucağımda sitenin bahçesine çıkarmaya çalışıyorum.
Bizim oğlanın gelişinden ve adından belliydi her şeyi erkenden yapmaya çalışacağı.Daha 4 aylıkken başladı dişle ilgili tüm belirtiler ve yaklaşık bir aydır çekiyoruz ailecek tüm zorluklarını.Önce burun tıkanıklığı oldu..Düzgün nefes alamadığı için uyumakta ve meme emmekte bir hayli zorlandı.Günlerce serum fizyolojik ve otribebe burun aspiratörü ikilisine rağmen geçmedi.Mübarek ufacık burundan çıkan sümüğe şaşmamak elde değil.Başta acaba üşüttü mü dedik,hatta hiçbir soğuk algınlığı belirtisi olmamasına rağmen aile hekimine götürdük,çok şükür bir şey çıkmadı. Doktor burun tıkanıklığının kaloriferlerin oda nemini kurutmasından ya da nadiren de olsa diş çıkartma habercisi olabileceğinden bahsetti. Biz de derhal soguk buhar makinesi aldık oda nemini dengelemesi için. Şimdi gün içinde her odada bir kac saat çalıştırıyoruz.Faydasını da aldığımız günden beri görüyoruz.Bebekli evlere tavsiye edilir.Markasından ziyade sıcak buhar vermemesine dikkat etmek gerekiyormuş.Çünkü soğuk buhar nemi dengelerken sıcak buhar havadaki mikropların ciğerlere daha çabuk inmesine neden olurmuş..Bu da dipnot. :)
Burun tıkanıklığı ile başlayan huzursuzluk dişlerinin kaşınması,salyaların çoğalması,hele de son günlerdeki kulak ağrısı(elini kulağına-yanağına götürüp kafasını sallamasından anlıyorum) ile tüm gün ve akşam geç saatlere kadar artarak devam ediyor. Tabii tüm bunlar uyku düzenimizi darmadağan etti.Sabah 6.30-7.00 gibi emmeye uyanıyor,sonra babasının gitmesiyle bizim yatakta onun yerini alıyor ve tekrar uyuyor taa ki 9.30-10.00'a kadar.Gün içinde 2 ve ya 3 kez en uzun yarım saatlik şekerlemeler yapıyor.Akşam da 23.00 den önce uyumuyor maalesef.Tüm bu zaman aralığında diş sebebiyle daha çok ilgi alaka istiyor benden.İş güç,kendine zaman ayırma,kitap okuma,blog yazma nerdeeeeeeeee??***Bunlar yerine oyunlar,şarkılar,ayna karşısında danslarla oğlumun kahkaha atması,diş ağrısını bir nebze unutması için çabalıyorum.Malum onların bir gülüşü her şeye değer..
Diş çıkaran bebekleri kısa süreliğine rahatlatmak için jeller,dişlikler,soğuk havuç,elma,armut gibi sert meyve sebzeler öneriliyor.Ateş olmadığı sürece ağrı kesici şurup vermeyi doktorumuz önermedi.Bizim bıdığı ise sadece parmağımla diş etlerine yaptığım masaj rahatlatıyor.
İlk dişin artık sağ salim gelmesini diliyorum. Ahh bi çıksın sevinçten diş partisi bile yapabilirim:D
22.11.2013
8.10.2013
Bebekler için oyun ve şarkılar..
Bebeklerin zihinsel,fiziksel ve sosyal gelişimlerinde şarkı ve oyunların önemi su götürmez bir gerçek. İleri ki yaşlarında daha aktif,kendisiyle ve çevresiyle daha barışık olmaları,ilgi ve yeteneklerini,beyin ve duygu koordinasyonunu geliştirmeleri açısından müzikle desteklenmiş oyunlar oynamaları çok çok önemli.Hele bir de yabancı dilin bu kadar elzem olduğu bir asırda çocuğumuza dil öğretmek istiyorsak mümkün olduğunca erken yaşta onu hedef dile maruz bırakmamız gerekir.Bilinir ki her yabancı dil, o ülkenin kültürüyle birlikte öğretilir. Yabancı dil öğretiminde öğretilen dilde söylenen şarkılar, çocukların eğlenerek öğrenmesine de yardımcı olur. Şarkılardaki ritimler öğrenmeyi kolaylaştırır ve uzun süre hafızada kalmasını sağlar..Malumunuz İngilizce öğretmeni olarak oğlumu ona söylediğim İngilizce şarkılarla ve oyunlarla, gün içerisine serpiştirdiğim İngilizce monologlarımla bu dile maruz bırakıyorum.Ondan ilk önce İngilizce konuşmasını beklemiyorum tabii,ama şimdiden maruz kalırsa ileride karşısına çıktığında daha rahat kavrayacağını biliyorum.
İngilizce çocuk şarkıları repertuvarım yeterince geniştir benim, mesleğimden ötürü.Gerçi yetişkinlerle daha çok çalıştığım için bir çoğunu unutmuştum ama hamileliğimde İnternetten videolar izleyerek açığı kapattım. Şimdi Rüzgar'a sık sık İngilizce şarkılar söylüyorum ya da uyumadan önce bebefona kayıtlı şarkıları dinletiyorum.Şarkılara ufaktan tepki vermeye başladı bile.Hatta favori şarkısının "Row,row,row your boat" olduğunu söyleyebilirim :)
Dinlettiğim şarkıların videolarını "Bebeklere şarkılar" sayfasında, uydurduğum,öğrendiğim ya da bilindik güzel oyunları da "Bebekler için oyunlar" sayfasında paylaşmaya başladım.Umarım bebişlerimize az da olsa faydası olur.
Sizin de bildiğiniz güzel oyunlar,tekerlemeler,şarkılar varsa ve benimle paylaşırsanız çok çok sevinirim.
2.10.2013
Rüzgar 3 aylık..
Bugün Rüzgar efendinin 3. ay kontrolünü de yaptırdık.Çok şükür oğluşumun gelişimi,sağlığı ve keyfi yerinde..Yaklaşık iki aydır sadece anne sütü ile beslenmesine rağmen kilo-boy artışı oldukça iyi.
Bu ayki değişiklikler şöyle :
Bu ayki değişiklikler şöyle :
- Bu aralar konuşma çabaları giderek artıyor..Biz konuşurken ağzımıza bakıp o da ağız hareketleri yapıyor.. Tükürükler çıkarıp baloncuk yapmak çok hoşuna gidiyor.
- İlk zamanlar pek ilgisini çekmeyen Dino'ya (kendisi aslında eşek olur) eliyle vurup sesler çıkartıyor :)
- Elini emmeyi hala çok seviyor. Artık elini o kadar şevkle emiyor ki şapur şupur sesler çıkarıyor.
- Kendi kendine yüz üstü 10-15 dk kadar etrafı izleyerek kalabiliyor. Yüz üstü yastığa dayadığımda kendini yana yuvarlayıp sırt üstü yatabiliyor.Bu demek oluyor ki en kısa zamanda oyun halisina geçiyoruz.
- Eli kolu gece de yerinde durmadığından ya battaniyesini açıyor ya da yüzünü kapatıyor; bu beni çok endişelendirdiğinden uyku tulumuna geçmiş bulunmaktayız.Şimdi oğlum rahat, ben rahat :)
- Biz bir şeyler yerken ağzımıza bakıyor ve dudaklarını yalıyor :) Buna dayanamayan babasını yokluğumdan istifade eline geleni-baharatlı cipsler dahil- yalattırırken yakaladım.Bu durumdan Rüzgar memnun-muş, babası memnun-muş :)
- Saçları nihayet dökülmeye başladı.Diplerden gelen yeni saçlar sarımsı. Kumral olacak gibi yakışıklım.Gözleri de hala mavi ama açık yeşile döner mi diye merak etmekteyiz. Gerçi doktor artık dönmez dedi ama büyükler belli olmaz diyor.
- Gün içinde uyku rutinimiz arada değişmekle beraber oturmaya başladı. Sabah 6.30-7.00 arası uyanıyor,beslenme ve alt değiştirmenin ardından bizim yatağımıza alıyorum, gülücüklerimizle babamızı uyandıyor sonra aşk yaşamaya hep beraber devam ediyoruz. 8.00 gibi yeniden 1-1 buçuk saatlik uyku daha. Sonra oyun süremiz uzuyor ve daha kısa uykularla akşamı yapıyoruz.Tüm işi-yemeği-keyfi onun o kısacık şekerlemelerinde yapmaya çalışıyorum.
- Hava güzel olduğu sürece günde bir kez uykusunu açık havada yapması için yürüyüşe çıkıyoruz.
- Akşam babamız eve geldiğinde keyfi daha da artıyor. "Ooooo baba nerdesin yaa..7/24 annemi görmekten sıkıldım" der gibi gülücük,agu-gugu faslı başlıyor.O an itibari ile babayla sohbet 'in', benim pabucum kısa süreliğine 'out'. Babası tabii bu duruma benim bozulduğumu sanıyor olabilir ama ben Rüzgar'ı onun kucağına atmaktan gayet mesut TV karşısına kuruluyorum.
- Aralıklı uykularla akşam 9.00 olduğunda banyo (yaz boyunca neredeyse her akşamdı ama bu sıralar haftada 2-3 kez )- masaj-beslenme ve hoooooppp uykuuu...gece boyunca 3-4 kez beslenme için uyanıyor ve yeniden uyuyor.Maalesef ara sıra bu rutin bozulabiliyor..
Rüzgar paşayla 3 aydır günler çok kısa,koşuşturmacalı ve her şeye rağmen eğlenceli.Bakalım yazın yetmeyen gün kışın nasıl yetecek :)
26.09.2013
Rüzgar'ın odası..
Hamilelik dönemimde Rüzgar'ın odasını hazırlarken bir iki post yazmıştım bloguma, hatırlarsınız.Hazırlıklar tamamlandıktan sonra yine yazarım diyordum ki Rüzgar efendi bize sürpriz yapmıştı ve sonrasında da hep askıya aldığım bir post olarak kalmıştı..Bugün aklıma geldi ve o gün bugündür deyip telefonumla amatörce resimlerini çekip paylaşmak istedim..
Keçeden kapı süsümüzü daha önce de bahsettiğim marifetli arkadaşım Gökçen yaptı. Şu sıralar renkli oluşuyla Rüzgar'ın da ilgisini çok çekiyor.. Buradan da çok teşekkürler canım arkadaşım..
Odamız evin en küçük odası,ancak en çok ışık alan odası olduğu için bebek odası yapmayı uygun gördük. Karyola olarak büyüyebilen modellerden seçtik ve ebatlarını normalinden 10'ar cm uzun ve geniş yaptırdık..İlk başta çok büyük olduğu için hata mı yaptık diye düşünmüştüm.Sonra kullandıkça iyi ki de böyle yaptırmışız dedim.Alt kısımda ki komodinler çıktığında (ard arda konulmuş iki komodin var) üst üste konulup şifonyer görevini görecekler..Malzeme olarak çok sağlam olduğundan yaptırdığımız firma 10 yıl çok rahat kullanabileceğimizi iddia etti..Açıkçası ben o kadar uzun vadede kullanılmasını planlamıyorum ama en azından okula başlayana kadar rahat rahat yatar içinde..

Perde ve Halıdan daha önce bahsetmiştim. İkisinden de bir şikayetimiz yok henüz.
Sallanır emzirme (anne) koltuğu da iyi ki almışız dediğim bir parça..Renklerine Soner karar verdi ve seneye salonda baba koltuğu olarak kullanmayı hayal ediyor kendisi:D
Elbise dolabını da iyi ki büyük yaptırmışız.Daha şimdiden Rüzgar'ın kıyafetleri,yorgan,battaniye ve nevresimleri ile doldu diyebilirim.. Bebek odası hazırlayacak olanlara dolabı mümkün mertebe büyük yaptırmalarını tavsiye ederim.

Bu da ilk zamanlar bizim yatak odamızda yattığı park yatak.Şimdilerde eğer kendimi hasta ya da çok yorgun hissediyorsam yine bu yatakta yatırıyorum. Henüz odadan kaldırmadık..
Aslında Rüzgar iki aylık olduktan sonra kendi odasında yatmaya başladı. Daha hiçbir şeyin farkında değilken yatağına alışsın istedim..İlk zamanlar bana zor geldi onunla ayrı odalarda yatmak ama, sanırım en doğrusu herkesin kendi özelinin olması.Şimdi ikimiz de alıştık bu duruma..Zaten okuduğum uzmanlar ve çocuğunu zamanında ayıramayan eş dost anneler de belli bir zamandan sonra bebeğin mümkünse ayrı odada yatırılmasını tavsiye ediyor.
İşte oğlumun odası böyle..İkimiz de bu oda da vakit geçirmeyi seviyoruz..

Odamız evin en küçük odası,ancak en çok ışık alan odası olduğu için bebek odası yapmayı uygun gördük. Karyola olarak büyüyebilen modellerden seçtik ve ebatlarını normalinden 10'ar cm uzun ve geniş yaptırdık..İlk başta çok büyük olduğu için hata mı yaptık diye düşünmüştüm.Sonra kullandıkça iyi ki de böyle yaptırmışız dedim.Alt kısımda ki komodinler çıktığında (ard arda konulmuş iki komodin var) üst üste konulup şifonyer görevini görecekler..Malzeme olarak çok sağlam olduğundan yaptırdığımız firma 10 yıl çok rahat kullanabileceğimizi iddia etti..Açıkçası ben o kadar uzun vadede kullanılmasını planlamıyorum ama en azından okula başlayana kadar rahat rahat yatar içinde.. 
Perde ve Halıdan daha önce bahsetmiştim. İkisinden de bir şikayetimiz yok henüz.
Sallanır emzirme (anne) koltuğu da iyi ki almışız dediğim bir parça..Renklerine Soner karar verdi ve seneye salonda baba koltuğu olarak kullanmayı hayal ediyor kendisi:D
Elbise dolabını da iyi ki büyük yaptırmışız.Daha şimdiden Rüzgar'ın kıyafetleri,yorgan,battaniye ve nevresimleri ile doldu diyebilirim.. Bebek odası hazırlayacak olanlara dolabı mümkün mertebe büyük yaptırmalarını tavsiye ederim.

Bu da ilk zamanlar bizim yatak odamızda yattığı park yatak.Şimdilerde eğer kendimi hasta ya da çok yorgun hissediyorsam yine bu yatakta yatırıyorum. Henüz odadan kaldırmadık..
Aslında Rüzgar iki aylık olduktan sonra kendi odasında yatmaya başladı. Daha hiçbir şeyin farkında değilken yatağına alışsın istedim..İlk zamanlar bana zor geldi onunla ayrı odalarda yatmak ama, sanırım en doğrusu herkesin kendi özelinin olması.Şimdi ikimiz de alıştık bu duruma..Zaten okuduğum uzmanlar ve çocuğunu zamanında ayıramayan eş dost anneler de belli bir zamandan sonra bebeğin mümkünse ayrı odada yatırılmasını tavsiye ediyor.
İşte oğlumun odası böyle..İkimiz de bu oda da vakit geçirmeyi seviyoruz..
24.09.2013
Ahh senin o ellerin..
Seninle ilk karşılaşmamızda kokunu içime çekip gözlerine baktıktan sonra, çoğu anne gibi ellerine baktım,birer birer parmaklarına dokundum,sonra ayaklarına bakıp öptüm her birini..Öyle güzeldin ki,bana özeldin..İç içe geçirdiğimiz onlarca günden sonra artık kollarımdaydın..Ultrasonda gördüğüm o minicik ellerin artık kanlı canlı avuçlarımın içindeydi..Maalesef ilk geceyi beraber geçiremedik..Sabaha karşı doktorlardan zorla izin alarak senin yanına geldiğimde,küvezin o ufacık deliklerinden elimi sana uzatmıştım..'Sakın korkma annecim,ben burdayım' derken sana,gözlerimden akan yaşı görmüşcesine öyle sıkmıştınki parmağımı ; 'sakın üzülme anne,ben iyiyim ' demiştin bana ellerinle farkında olmadan..Sonra çok şükür geçti o günler..Ellerin yumuk yumuk oldu her geçen gün avuçlarımda..Uyurken hep kolların havada,ellerin başının iki yanında..İlk zamanlar kendi ellerinden irkilirdin bazen..Yine de örtünün altına koyamazdık ellerini..Yüzünü çizmemen için eldiven takmamı söyledi herkes..Haksız da değillerdi hani..Tırnakların o kadar hızlı uzuyorlardı ki yüzünü çizmene bir türlü engel olamıyordum..Hala da olamıyorum..Lakin ikimiz de sevmiyoruz eldivenleri..Sen dokunmak istiyorsun her gördüğün yeni şeye..Bense dokunmanı istiyorum ellerinle tenime..Her geçen gün ellerin büyüdü,sen büyüdün,ben seninle büyüdüm..
Oyunlar oynamaya başladık beraber..ilk başta monologlar halindeydi sohbetlerimiz..Derken diyaloglara dönüşmeye başladı..Ben seninle konuşurken sen garip sesler çıkarıyor ellerini,ayaklarını yukarı aşağı hareket ettiriyorsun..Babanla dalga geçiyoruz bazen biraz daha çırpınırsan uçacaksın diye :)
İki aylık olduğunda ellerini keşfettin birden bire..sana aldığımız o rengarenk dino ve köpiş bile bu kadar ilgini çekmemişti..Sanki ilk kez görüyormuşsun gibi dikkatle dakikalarca seyrediyordun ellerini..Bense senin kendini keşfetmeni seyrediyorum gururla..Kendinde keşfettiğin ilk şeydi ellerin..Büyüdüğünde 'KENDİNİ' keşfedebilmen ise benim en büyük dileğim..
İki buçuk aylık olduğunda tadına bakmak istedin ellerinin..İşte durum o vakit hal değiştirmeye başladı..her bebek gibi senin de ellerini ağzına götürüyor olman kötü bir şey değil elbet..Lakin sen olayı biraz abarttın ve şimdilerde tüm elini ağzına sokmaya çalışarak mideni bulandırıyorsun..O da yetmezmiş gibi meme emmek yerine ellerini tercih ediyorsun..Dahası meme emdiğin sıralarda bile kafanı kaldırıp aradan ellerini ağzına sokmaya çalışıyorsun..Yazarken bile o sahneler aklıma geliyor ve gülmeden edemiyorum..tabii ki önce çok endişelendim memeyi bırakacaksın diye ama ellerinin karın doyurmadığını anladığında yine aynı ellerinle sarılıyorsun memeye:D
Ahhh o ellerin..Hiç kimsenin, yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur..
11.09.2013
Merhaba..
Uzunca bir süredir yazmadığımın farkındayım,lakin bu sıralar tahmin edersiniz ki oğluşum çokça vaktimi alıyor..Tabii onun yanı sıra gelip giden misafirlerimiz,sevdiklerimiz de olduğundan, haliyle biraz ihmal ettim bloğumu..Neyse ki şu an tatlı bıdığım uyuyor da günler önce başladığım bu postumu tamamlama fırsatı buluyorum..
Rüzgar gün itibari ile 75günlük oldu..Günler onunla ne de hızlı geçiyor..İnanın günlerce evden çıkmadığım oldu ilk zamanlar ve hiç mi hiç sıkılmadım diyebilirim..Gerçi ilk zamanlar hayatımız gereğinden fazla maceralıydı,sıkılmaya vaktimiz olmamıştı..Sonrasında da zaten bayramdı, kırkıydı, mevlüdüydü derken zaman akmış..
Bayramın ilk günü Rüzgarla namı değer 'kırk' olayını savdık..Kırk uçurmaya da çok sevdiğimiz arkadaşlarımız Gökçen-Mehmet çiftine gittik..Canım arkadaşım bu geleneği tüm detaylarıyla araştırıp,kendinden güzellikler katarak beni çok ama çok mutlu etti.
Ne mi yapmış? Ne yapmamış ki...
Öncelikle Rüzgar'a çok şık bir bayramlık elbise almış teyzesi ve üzerine de güzel bir not iliştirmiş...
Yanı sıra geleneklerde yeri olan, kırk uçurmaya gidilen evin sahibinin bebeğe verdiği Yumurta,Un,Ekmek,Şeker,Tuz,Çörek Otu,Pirinç,Pamuk,Bozuk Para ve"kırk banyo suyuna" katılmak üzere 40 tane taş,cam nazar boncuğu ve altın..Tüm bunlar üzerlerinde çok ama çok anlamlı ve okudukça duygulandığım dilekler iliştirilerek ufak poşetlere konulmuş.. Yani adette ne var ne yoksa fazlasıyla,en şirin şekilde emek ve dua katarak hazırlamış oğlumun Gökçen teyzesi..Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır..Yoğun ev ve iş temposuna rağmen oğlumun ve benim bu özel günlerimize anlam katan değerli kişilerdendir kendileri..Seviyoruz seni Gökçeeeeeeeeeeeeeennnnnn...
Bayram geçip,biz bize kaldığımızda,yani Rüzgar 44 günlükken biberonu,dolayısıyla mamayı reddetti..Önce şaşkınlık ve panik duygularını iç içe yaşadım.."Allah mamayı almazsa aç kalır oğlum,benim sütüm onu doyurmaz,yetmez asla" diye düşünüp bir kaç biberon mamayı heba ettim..Her zaman lokur lokur içtiği mamayı verdiğimde bu sefer yüzünü ekşitip,diliyle itmeye başladı bizim bıdık..Soner almadığına ve ağlamadığına göre sütün yetiyordur,zorlama dedi -ki haklıydı..Ve -maşallah- o günden beri sadece anne sütü ile besliyorum oğlumu..Aslına bakarsanız bu durumdan hepimiz karlı çıktık..Babamız mama almaktan kurtuldu,oğlum tamamen ve sadece anne sütü ile beslenmeye başladı ve ben de hem emzirerek kalori yakıyor hem de sürekli mama hazırlama,biberon steril etme,su kaynatma ve her yere taşıma zahmetlerinden kurtulmuş oldum.Bol bol su içmeye,sıvı tüketmeye devam..
Bu 2 aylık süre zarfında oğlumun maşallah boy-kilo artışı olması gerektiği gibi..
Polisitemiye dair hiç bir iz kalmadı,yani oğlum normal ten rengine kavuştu,kan değerleri düzene girdi..
Çok şükür kolik gibi bir sıkıntımız olmadı,ama ara sıra gaz problemimiz oluyor..
En büyük sıkıntımız kaka yaparken zorlanmak..Bizim oğlan makat kasları yerine karın kaslarını kasıyormuş ve canı acıyor dolayısıyla..Neyse ki yavaş yavaş öğrenmeye başladı..
Boncuk gözlüm artık bize gülümsüyor,konusanları pür dikkat dinliyor ve yeni yeni sesler çıkarmaya çalışıyor..
Kucakta uyumayı,özellikle babasının göbüşünde uyumayı çok seviyor.Her ne kadar büyükler kucağına alıştırma zorlanırsın sonra deselerde ben severek,büyük bir zevkle oğlumu kucağıma alıyor,onunla aşk yaşıyorum..Çünkü bu günlerini ikimizde yeniden yaşayamayacağız ve bebeklerin yalnızlık çekmemesi,öz güveni geliştirebilmesi için anne-baba kucağına,temasına ihtiyacı olduğunu düşünüyorum..
Gece uykuları git gide daha uzun bloklar halinde olmaya başladı, ama gündüzleri iş yapmak,kendime de azıcık zaman ayırmak na-mümkün henüz..
Mümkün olduğunca açık havaya çıkıyoruz oğlumla..Park, bahçe, kısa mesafede arkadaşlara hep bebek arabamızla gidiyoruz..Hem oğlum temiz hava alıyor hem ben yürüyüş yapmış oluyorum..Doktorum henüz koşu bandını önermiyor..Ben de güzel havaları mümkün mertebe değerlendiriyorum..
Her geçen gün daha da yakışıklı oluyor Rüzgar oğlum..İlk başlarda sıkça babasına benzetilirken,şimdilerde herkes bana benzetmeye başladı..Bu durum o kadar hoşuma gidiyor ki ilk zamanlar içten içe kıskanmışım demek ki Soner'e benzetilmesini diyorum..
Bu arada Rüzgar'ın resimlerini Instagram da paylaşıyorum..Blogdaki Instagram resmine tıklayarak oradan da takip edebilirsiniz.. Ve bloğumu okuyan sevgili okurlarım ve arkadaslarım,eğer bloğumu takip ederseniz,"bu siteye katılın " linkine tıklarsanız çok memnun olurum:D
Rüzgar gün itibari ile 75günlük oldu..Günler onunla ne de hızlı geçiyor..İnanın günlerce evden çıkmadığım oldu ilk zamanlar ve hiç mi hiç sıkılmadım diyebilirim..Gerçi ilk zamanlar hayatımız gereğinden fazla maceralıydı,sıkılmaya vaktimiz olmamıştı..Sonrasında da zaten bayramdı, kırkıydı, mevlüdüydü derken zaman akmış..
Bayramın ilk günü Rüzgarla namı değer 'kırk' olayını savdık..Kırk uçurmaya da çok sevdiğimiz arkadaşlarımız Gökçen-Mehmet çiftine gittik..Canım arkadaşım bu geleneği tüm detaylarıyla araştırıp,kendinden güzellikler katarak beni çok ama çok mutlu etti.
Ne mi yapmış? Ne yapmamış ki...
Öncelikle Rüzgar'a çok şık bir bayramlık elbise almış teyzesi ve üzerine de güzel bir not iliştirmiş...
Yanı sıra geleneklerde yeri olan, kırk uçurmaya gidilen evin sahibinin bebeğe verdiği Yumurta,Un,Ekmek,Şeker,Tuz,Çörek Otu,Pirinç,Pamuk,Bozuk Para ve"kırk banyo suyuna" katılmak üzere 40 tane taş,cam nazar boncuğu ve altın..Tüm bunlar üzerlerinde çok ama çok anlamlı ve okudukça duygulandığım dilekler iliştirilerek ufak poşetlere konulmuş.. Yani adette ne var ne yoksa fazlasıyla,en şirin şekilde emek ve dua katarak hazırlamış oğlumun Gökçen teyzesi..Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır..Yoğun ev ve iş temposuna rağmen oğlumun ve benim bu özel günlerimize anlam katan değerli kişilerdendir kendileri..Seviyoruz seni Gökçeeeeeeeeeeeeeennnnnn...
Bayram geçip,biz bize kaldığımızda,yani Rüzgar 44 günlükken biberonu,dolayısıyla mamayı reddetti..Önce şaşkınlık ve panik duygularını iç içe yaşadım.."Allah mamayı almazsa aç kalır oğlum,benim sütüm onu doyurmaz,yetmez asla" diye düşünüp bir kaç biberon mamayı heba ettim..Her zaman lokur lokur içtiği mamayı verdiğimde bu sefer yüzünü ekşitip,diliyle itmeye başladı bizim bıdık..Soner almadığına ve ağlamadığına göre sütün yetiyordur,zorlama dedi -ki haklıydı..Ve -maşallah- o günden beri sadece anne sütü ile besliyorum oğlumu..Aslına bakarsanız bu durumdan hepimiz karlı çıktık..Babamız mama almaktan kurtuldu,oğlum tamamen ve sadece anne sütü ile beslenmeye başladı ve ben de hem emzirerek kalori yakıyor hem de sürekli mama hazırlama,biberon steril etme,su kaynatma ve her yere taşıma zahmetlerinden kurtulmuş oldum.Bol bol su içmeye,sıvı tüketmeye devam..
Bu 2 aylık süre zarfında oğlumun maşallah boy-kilo artışı olması gerektiği gibi..
Polisitemiye dair hiç bir iz kalmadı,yani oğlum normal ten rengine kavuştu,kan değerleri düzene girdi..
Çok şükür kolik gibi bir sıkıntımız olmadı,ama ara sıra gaz problemimiz oluyor..
En büyük sıkıntımız kaka yaparken zorlanmak..Bizim oğlan makat kasları yerine karın kaslarını kasıyormuş ve canı acıyor dolayısıyla..Neyse ki yavaş yavaş öğrenmeye başladı..
Boncuk gözlüm artık bize gülümsüyor,konusanları pür dikkat dinliyor ve yeni yeni sesler çıkarmaya çalışıyor..
Kucakta uyumayı,özellikle babasının göbüşünde uyumayı çok seviyor.Her ne kadar büyükler kucağına alıştırma zorlanırsın sonra deselerde ben severek,büyük bir zevkle oğlumu kucağıma alıyor,onunla aşk yaşıyorum..Çünkü bu günlerini ikimizde yeniden yaşayamayacağız ve bebeklerin yalnızlık çekmemesi,öz güveni geliştirebilmesi için anne-baba kucağına,temasına ihtiyacı olduğunu düşünüyorum..
Gece uykuları git gide daha uzun bloklar halinde olmaya başladı, ama gündüzleri iş yapmak,kendime de azıcık zaman ayırmak na-mümkün henüz..
Mümkün olduğunca açık havaya çıkıyoruz oğlumla..Park, bahçe, kısa mesafede arkadaşlara hep bebek arabamızla gidiyoruz..Hem oğlum temiz hava alıyor hem ben yürüyüş yapmış oluyorum..Doktorum henüz koşu bandını önermiyor..Ben de güzel havaları mümkün mertebe değerlendiriyorum..
Her geçen gün daha da yakışıklı oluyor Rüzgar oğlum..İlk başlarda sıkça babasına benzetilirken,şimdilerde herkes bana benzetmeye başladı..Bu durum o kadar hoşuma gidiyor ki ilk zamanlar içten içe kıskanmışım demek ki Soner'e benzetilmesini diyorum..
Bu arada Rüzgar'ın resimlerini Instagram da paylaşıyorum..Blogdaki Instagram resmine tıklayarak oradan da takip edebilirsiniz.. Ve bloğumu okuyan sevgili okurlarım ve arkadaslarım,eğer bloğumu takip ederseniz,"bu siteye katılın " linkine tıklarsanız çok memnun olurum:D
12.08.2013
"Ne çektin be Pınar.."
Bu aralar Yalan Dünya dizisinin Vasfiye teyzesi kulağımda sıkça çınlar oldu.."ne çektin be Pınar"..simdi siz yine ne oldu yahu diyeceksiniz -ki hak veriyorum-benim hayatim bu aralar klasik Yesilçam dramalarına dondu diyebilirim..Ya da öyle güçlü bir nazara geldik ki sonu nereye varacak kestiremiyorum..Gelelim sadede .Çok uzatmayacağım..sadece bu geçtiğimiz 40 gün içinde esim zatürre oldu ve hastanede yattı,tam onu çıkardık derken de eve geldiğimizde eve hırsız girdiğini öğrendik..Bilgisayarımız da çalınanlar arasında olduğundan bir süredir yazamıyorum bloga..simdi okuyunca saka gibi geliyor olabilir kulağınıza ama vallahi de gerçek..:)
Kissadan hisse:yaz gunu de zature olunabiliyormus ve evinizi mutlaka esyalariyla sigortalatmak gerekiyormus..
Nihayetinde kocam sagligina kavustu cok sukur..gidenler de kasimizin gozumuzun sadakasi olsun diyerek sineye cekildi..bu arada guzel olan birsey var ki cok sukur oglum da polisitemiye dair hicbirsey kalmadi.. ilk 40 gunumuzu sarilik olmadan atlatmayi da basardik..
Ruzgar simdi 46 gunluk..ilk bayramimizi gecirdik birlikte..Allah oglumun buyuyup bayram harcligi istedigi gunleri de gostersin bize..:)
Oglumla herseye dayanmak daha kolay,hayat daha anlamli ve gunler daha renkli..bundan sonra duzenimiz oturacak,hersey rayina girecek umarim..ve yakinda ogluma dair eglenceli ve yeni deneyimlerimi paylasacagim burda..simdiden cok sey birikti bile..;)
Herkese sevgiler..
Kissadan hisse:yaz gunu de zature olunabiliyormus ve evinizi mutlaka esyalariyla sigortalatmak gerekiyormus..
Nihayetinde kocam sagligina kavustu cok sukur..gidenler de kasimizin gozumuzun sadakasi olsun diyerek sineye cekildi..bu arada guzel olan birsey var ki cok sukur oglum da polisitemiye dair hicbirsey kalmadi.. ilk 40 gunumuzu sarilik olmadan atlatmayi da basardik..
Ruzgar simdi 46 gunluk..ilk bayramimizi gecirdik birlikte..Allah oglumun buyuyup bayram harcligi istedigi gunleri de gostersin bize..:)
Oglumla herseye dayanmak daha kolay,hayat daha anlamli ve gunler daha renkli..bundan sonra duzenimiz oturacak,hersey rayina girecek umarim..ve yakinda ogluma dair eglenceli ve yeni deneyimlerimi paylasacagim burda..simdiden cok sey birikti bile..;)
Herkese sevgiler..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






