13.06.2013

34.hafta..

Öyle böyle derken 8.ayımızı da bitirmek üzereyiz oğlumla..Her geçen gün onu içimde daha net hissediyor olmak,onunla konuştuğumda,karnımı okşadığımda beni anlarcasına hareket etmesi ve bu şekilde iletişim kurabiliyor olmak kesinlikle tarifi zor,muhteşem duygular..Artık oğlum kendini tamamlamak üzere..Kemikleri daha güçlü..Tekmeleri daha can alıcı..Yeri iyice dar geliyor olacak ki nasıl pozisyon alacağını şaşırdı bizimki..Çoğunlukla yan duruyor olmasına rağmen bir kaç gün önce baş aşağı durduğunu hissettim..Allah dedim,bizim oğlan yavaştan yavaştan doğum pozisyonu alıyor herhalde diye.. Ama neyse ki bu sadece 2 gün sürdü ve sonra yine yan döndü..Nasıl mı anlıyorum bunları acemi bir anne adayı olarak?? Valla herşey hıçkırdığını anlamamla başladı..İçimde garipten bir iç çekme, pıt pıt şeklinde bir his belirdi..Acaba bu hıçkırık dedikleri şey mi ki diye araştırıp,soruşturup,öğrendim deneyimli annelerden..zaten sonrası da çorap söküğü gibi geliyor..Bizim oğlan her yemek yememden  kısa bir süre sonra hıçkırmaya başlıyor..Ben de böylece kafasının nerede olduğunu anlayabiliyorum..tabii ki karnımın şeklinden,sertlikten,tekme yerlerinden de çıkarabiliyorum pozisyonunu..Ama açıkçası yan durması tercihim..diğer şekilde hem mesaneme yaptığı baskı,hem de kaburgalarıma uyguladığı aşırı şiddet beni benden alıyor..Özellikle dün kaburgalarımın kırıldığını,nefesimin kesildiğini sandım bir ara..neyse ki oğlum söz dinliyor da  "hadi bebeğim,yan dön,şeklini değiştir,annenin canı yanıyor vb." şekilde devam eden sohbetimizden sonra yer değiştirdi..
Dün demişken,bu ay ki muayenemiz dündü ve doktorumuz oğlumuzun iyi olduğunu söyledi çok şükür..Beyefendi baş aşağı,kıçı dönük durduğundan göremedik kendisini..Ama iyi olduğunu bilmek yeterli..
Bu arada kolestaz yüzünden erken doğum riskim hala devam etmekte..ve kötü haber..Eğer oğlum 37.haftadan erken gelmek isterse maalesef gittiğimiz hastanede yeni doğan ünitesi olmadığından doğum yapamayacağım..Bu durum çok ama çok canımı sıksa da Allah'tan ümit kesilmez,bu sadece bir ihtimal diyerek kendimi teselli etmeye çalışıyorum..
34.hafta biterken ayaklarımın şişkinlik konusunda en üst noktaya ulaşmış olması da ayrı bir olay..artık hakikaten vücudumun daha ne kadar büyüyüp değişebileceğini kestiremiyorum:D Büyüyen karnım yüzünden bir türlü uyuyamıyor, üstüne nefes darlığı çekerek her daldığımda en geç yarım saat içinde tekrar uyanıyor ve gün içinde de sürekli uyku halinde evde pinekliyorum.. Ahhh,o 2.trimester dedikleri 4.5.6. ayları çok ama çok özlüyorum..Ne güzel günlerdi..oğlum ilk kez hareket etmişti, daha hafiftim,uykum düzenliydi,daha aktif ve daha güzel hissediyordum kendimi..sanırım annelerimiz haklı..Çocuk büyüdükçe sıkıntısı da artıyor gibi..

Neyse bu kadar mız-mızlanmak yeter. Yine de oğlum için her şeye değer..Allah daha kötüsünden sakınsın,sağlıkla ve zamanında oğlumu kucağıma almamı nasip etsin..



12.06.2013

Odamız oluşuyor. .

Ve nihayet geldi oğlumun mobilyaları..Söz verilen zamanda gelen siparişlerden ve tabii ki de sözünü tutan işletmeciden çok ama çok hoşlanıyorum ve mutlu oluyorum diyebilirim..Dün itibari ile Rüzgar beyin beklediğimiz mobilyaları uzun bir süredir boş ve atıl bir şekilde manasız duran odasında yerlerini alıp, odaya bir anlam kattılar:D  Eee tabii bize de bolca heyecan ve sevinç getirdiler:D Daha önceki postlarımda da bahsettiğim üzere odamız öyle aman aman büyük değil.Lakin evimizin en güneşi bol, en cici ve ebeveyn yatak odasına yakın odası olarak evlendiğimiz ilk günden beri ileride bebek odası olmasını planladığımız odadır kendileri..Bu sebeptendir ki ben çok fazla mobilya istemediğimi belirtmiştim ; sadece büyüyebilen karyolası,dolabı ve ilk 1 yıl için sallanır anne koltuğu beğenip yaptırdık.
Beğendiğimiz mağazanın showroom' unda makul ölçülerde duran bu üç parça eşya dün eve geldiğinde birden devleşti sanki..Ya da o
da küçüldü:( Gerçi biz yatağı uzun bir süre rahat rahat kullanabilsin diye standart ölçülerden 10'ar santim en ve uzunluk bakımından büyük söylemiştik ve bu yüzden de geldiğinde ilk etapta ufak bir pişmanlık yaşamadık değil..Oğluma odasında oyun oynayabileceği çok geniş bir alan kalmadı ama yine de çok şirin,zarif bir odası oldu diyebilirim:D Neyse ki evin diğer kısımları yeterince geniş, sitemizin bahçesi de çocukların oyun oynaması açısından elverişli ve güvenli..
Bebeğimin kıyafetlerinin büyük bir kısmı yıkandı ve ütülendi..Ama mobilyaları boya koktuğundan dolaptaki yerlerini bir süre daha alamayacaklar..İstanbul ve Bodrum'dan anneanne ve babaannesi de geldiğinde onların getireceği yeni cicileri de yıkanıp,ütülenip hep birlikte yerlerine yerleşecekler inşallah:D
Odanın duvarlarına aldığımız araçlar temalı tablolarımızı,duvar rafını ve çerçeveyi de astı babamız..Yani odamız kabaca hazır sayılır..Detayları,aksesuarları ve avizeyi de kalan zaman içerisinde tamamlamayıp bitmiş haliyle burada paylaşmayı ümit ediyorum..
Şimdilik hazırlıklara devam..:)

Oğluma nasihat:
Sabırlı ol oğlum, daha en az 4 haftan var, unutma!..olduğun yerde sen kendini tamamlarken biz de hazırlıkları tamamlayalım, anlaştık mı?

Seni çok seviyoruz..

4.06.2013

Gurur ve endişe..

Çok zorlu günler geçiriyor yurdum..Zorlu bir sınav veriyor hükümet,muhalefet,medya ve tüm halk..Şarkılarla,halayla ve dostlukla, masum ve haklı başlamış bir tepki, kin,nefret,savaş naraları ile şehir  meydanlarında gün geçtikçe alevlenmekte..Tüm olanları sosyal medyadan ve maalesef sadece bir kaç TV kanalından izlerken, öte yandan yerli yabancı gazete makalelerini okumaya çalışıyorum..Maalesef okudukça korkuyor,meydanlardaki arkadaşlarım,kardeşlerim ve tüm genç yaşlı yurttaşım için endişeleniyorum..Meydanlardakilerin % 90' nının  iyi niyetli, hükümetin yanlış politikalarından bıkmış, kesinlikle herhangi bir dine,düşünce sistemine, ya da meslek grubuna karşı bir tepki olarak değil de Başbakanın kışkırtıcı uslubuna, halkı ötekileştiren cümlelerine,ona oy vermeyenlerin şahsi ve ideolojik değerlerine,özel hayatına vs. ye saygı göstermiyor olmasına tepki gösterdiğine canı gönülden inanıyor ve aynı duyguları paylaşıyorum..Lakin aralara sızmış farklı terör örgütü mensupları, belki dış belki iç güçlerin yolladığı provakatörlerin ortalığı iyice karıştırıp,halkın masum amacına gölge düşürerek,şiddeti arttırıp ülkeyi kaosa,iç savaşa çekmeye çalıştıklarından da endişeleniyorum..Daha en başından The Guardian,TIMES gibi büyük gazeteler "Türk Baharı"," Tahrir "gibi benzetmeler yaparak, tıpkı yıktıkları orta doğu ülkelerine yaptıkları gibi aşırı destek mesajları yollayarak, sosyal medya üzerinden video ve ileti yayarak ağzımıza bal çalıp bizi yangına sürüklemeye çalışıyor olabilirler..
Gençlerin,aydınların,her gruptan halkın bir amaç uğruna yan yana durması beni çok ama çok heyecanlandırıyor,gururlandırıyor, ama aşırı güç kullanan bazı güvenlik güçlerinin isteyerek ya da istemeyerek (-ki ben insanı insan yapan şeyin vicdan terazisi olduğuna inanıyorum ve öldürürcesine güç kullanan polislerin asla emir kuluyuz safsatasına katılmıyorum) şiddete sığınmasına,eylem yapıyoruz diyerek kamu malına zarar veren sözde direnişçilere de çok kızıyorum..
Ve keşke yetkili birimler,bakanlar ve en başta başbakan ve cumhurbaşkanı üstüne düşeni,doğru üslup kullanarak, halkı anlayıp geri adım atarak ortalığı yatıştırsaydı diyorum Hatay'da 22 yaşında bir genç ölmeden önce..
Ve dilerim Rabbim Yurdum için,yurdumun cesur ve aydın gençleri için,daha doğmamış gelceğimiz için en hayırlısını nasip eder..Dilerim Rabbim daha fazla ocaga ateş düşmeden, anne-babaların içi yanmadan, gençlerimiz unutulmayacak travmalar yaşamadan bu içinde olduğumuz günlerin "Direniş" değil de "Dayanışma" olarak bitmesini nasip eder..




21.05.2013

Tatlı Telaşlar..

Biraz da güzel şeylerden bahsetmek istedim bir önceki yazımın peşine..Aylar öncesinden bebeğimizin park yatak,araba gibi eksiklerini tamamlamış, halı ve perdesini almış, mobilyalarını da beğenmiş fakat henüz sipariş vermemiştik.Geçen Pazar,sevgili kocacım bu sıkıntılı hastane günlerinin arasında sevdiceğini en çok bunun mutlu edeceğini bildiğinden beraber gidip siparişi verdik..Üç hafta sonra mobilyalarımız geldiğinde odamızı tamamlayıp fotograflarını paylaşmayı hayal ediyorum..Bu oda işleri en heyecanlı ve eğlenceli yanı sanırım hamileliğin..Dürüst olmak gerekirse bebekten çok kendimiz için yapıyoruz gibi..her şey bizim zevkimize göre..Hiç bir zaman bir bebek gözüyle bakmadık..Eşya bakarken hep öyle cicili bicili şeyler istemiyoruz dedik..Sanki bebek odası değilmiş gibi..renkler hep sade,pastel olsun istedik..figürler bebeksi,çizgi film karakterli olmasın dedik..Şöyle bir bakınca kendi çocukluğumuzda sahip olamadığımız odayı yapmaya çalışıyormuşuz gibi..Açıkçası ben kalabalık bir ailede büyüdüğüm için çok uzun zaman kendime ait bir odam olamadı.Sanırım bunun acısını şimdi çıkartıyorum :D..Umarım anne ve babasının aşkla,hevesle,heyecanla yaptığı bu odayı oğlum da sever, için de huzurla,keyifle büyür..Çünkü ben hep o odaya bakarken bebeğimi içinde babasının kucağında sallanır koltukta uyurken, sonra banyo yaptırıp yağlarla masaj yaparken, ona masallar okurken hayal ediyorum..Yanlış anlaşılmasın,büyüyüp tıpış tıpış gezinip,benim itinayla düzenlediğim her şeyi dağıtıp, eli kalem tuttuğunda dolap duvar demeden her yeri çizerken de hayal ediyorum bebeğimi..Ama ister kırsın,ister çizsin, yeter ki yaşadığı alanda mutlu olsun bebeğim..Onu gülerken görmek her türlü kızgınlığı silecektir..Eminim..
Neyse, hala keçe olayına girememiş olmanın verdiği utançla istediğim bazı aksesuarları yapamadığımı belirtmek isterim.Yakınlarda keçe satan bir yer bulup başlasam neler yapacağım ama..
Bu arada deneyimli anneler çocuk odasının olmazsa olmazlarını,ya da gereksiz detaylarını benimle paylaşırlarsa çok mutlu olurum..



Gebelik kolestazı..

Allahım haftalardır hiç durmadan kaşınıyorum ve bu kaşıntı olayı gün geçtikçe can sıkıcı bir hal almaya devam ediyor.İlk kaşıntı başladığında bir gece vaktiydi ve tüm gece kaşınmaktan sabahı zor etmiştim.İlk önce bebeğin büyümesi,şişkinlik vs. yüzünden gerilen cildimin sebep olduğunu sanmıştım bu kaşıntıya..Sonra aklıma  ablamın hamileliği geldi.O da 3 yıl önce Yağmur'a hamile iken 7.aya girdikten sonra kaşınmaya başlamıştı.Peki ama sonra ne olmuştu??O gece nette biraz araştırdıktan sonra sabah olur olmaz ablamı arayıp sordum ve maalesef yanıt pek iç açıcı değildi. 3 ay boyunca doktorların onca test ve tahlil yapmalarına karşın kaşıntısının bir türlü geçmediğini,doktorun önerdiği losyonun da pek işe yaramadığını, taaki doğum yapana kadar kanatırcasına kaşındığını söyledi. İlginçtir o gün kaşıntım aniden kesildi.Bir an ablam gibi kaşınacağımı düşünmüşken kaşıntının yok olması beni çok rahatlatmıştı. Ancak İstanbul'da babaannemin cenazesinden sonra yine kaşınmaya başladım. Bu kaşıntı öyle sıradan bir kaşıntı değil,insanı çıldırtıyor.özellikle avuç içlerim,ayak tabanım ve sonra her yerim sanki altında karıncalar geziyormuş gibi kaşınıyor.soğuk duş,kolonya,losyon vb. hiç bir şey durduramıyor kendilerini..Ankara'ya geldiğimizde ilk muayenede doktoruma bu şikayetimden bahsettim ve O da daha önce de  karaciğer enzimlerimde bir yükseklik olduğunu hatırlayarak bir kan tahlili istedi.Neticede ASP,ALT,ALP(karaciğer,safra enzimleri) değerlerimin hepsi gerekenin çok üstünde çıktı. Derhal Ursofalk adında bir ilaca başladık.Bu ilaçla 4-5 gün içinde kaşıntımın geçebileceğini söyledi ve daha sık görüşmemiz gerektiğini de ekledi. Bu durumu erken teşhis ettiğimiz için şanslı olduğumuzu, ilaç ve yakın takiple önlem alabileceğimizi belirtti.İlaca başladıktan hemen sonra,yani ertesi gün sabahı kendimi hiç iyi hissetmiyordum.halsiz,iştahsız ve güçlü bir mide yanmasıyla yataktan çıkmadım uzun bir süre.Sonrasında tansiyonumun yükseldiğini fark edince kendime limonata yaptım ama yarım saate kalmadan kusmaya başladım.Akabinde acile gittik,serum taktılar ve doktor demeye bin şahit isteyen başka bir kadın doğumcu beni korkuttu..Neymiş; hemen bir kadın kadın doğum hastanesine gitmeliymişim,orada beni yatırırlarmış,bebeği de beni de yakından takip ederlermiş,çünkü değerlerim çok yüksekmiş,habire acile gelmek akıllıca değilmiş,falan da filan.Yaa doktor dediğin böyle  insanı korkutur mu? hele de hasta 7 buçuk aylık hamile ise..Kendi doktorumu aradım da moralimi düzeltip,eve gitmemi söyledi sağolsun. Lakin bu hafta da dahiliye uzmanına görünmem gerekti ve o da Gastroentolojiye sevk etti..İstedikleri benim hastane köşelerinde sürünmem galiba..tek yaptıkları moral bozup ordan oraya sevk etmek..İnat ettim, Kendi kadın doğumcumdan başkasına doğum yapana kadar gitmeyeceğim..O eğer ille de git derse o ayrı tabii..
Evet,itiraf ediyorum, çok korktum,hala daha bebeğim için endişeleniyorum..Ama bu kaşıntının beni hastanelerde  yatırmasına, bekleme salonlarında süründürmesine, denek gibi kullandırtmasına izin vermeyeceğem. Hele bir oğlumu sağlıkla kucağıma alayım sonra istedikleri gibi doalnırım hastane hastane..Neyse yarın  ilaca başlayalı 5 gün olmuş olacak..kaşıntılarım ilaca rağmen devam ediyor, ara sıra bulantı ve karın ağrısı,iştahsızlık da henüz gitmedi.Yarınki kan tahlillerim inşallah daha iyi çıkar da daha rahat nefes alabilirim..
Aşağıda Prof.Dr. Ümit Özekici'nin http://www.umitozekici.com.tr adlı kendi web sitesinden Gebelik Kolestazı ile ilgili yazısını paylaşıyorum.Konuyu merak edenlere yardımcı olur umarım.

Ve lütfen hamile iseniz,kaşınıyorsanız bunu hafife almayın ve mutlaka doktorunuza söyleyin..


Gebelik kolestazı

Kolestaz, gebeliğin son dönemlerinde ortaya çıkan, özellikle el ve ayaklarda dayanılmaz kaşıntıya neden olan bir hastalıktır. Kelime anlamına bakılacak olursa, karaciğerden, safra salgısının bloke olmasından kaynaklanır.
Yoğun kaşıntı hissi dışında, kolestaz anne açısından çok az probleme neden olurken bebek için tehlike arzeder ve genellikle mümkün olduğunca erken doğum önerilir.
Gebelik Kolestazı Belirtiler:
Yoğun kaşıntı. El ayası ve ayak tabanında hissedilir. Genelde son trimesterde başlar ve gebe açısından dayanılmaz boyutlara ulaşabilir.
Koyu renkli idrar.
Açık renkli dışkı.
Gözlerin ya da derinin sarı renkte olması.
Gebelik Kolestazı Nedenleri:
Gebelik kolesteazının nedeni aydınlatılabilmiş değildir, ancak bu durumun gebelik hormonlarınca tetiklendiği düşünülmektedir. Safra karaciğer tarafından üretilir ve safra kesesinde depolanır. Gebelik hormonlarının tekisi ile safra kesesinin fonksiyonlarında yavaşlama olabilir.
Risk faktörleri:
Gebelik kolestazının görülme oranı %1 ila %15 arasında değişmektedir. Bilinmeyen nedenlerle, en sık görüldüğü yerler ve zamanlar Şili ve İskandinav ülkelerinin soğuk aylarıdır.
Diğer belirlenen risk faktörleri:
Ailede ya da bir önceki gebelikte gebelik kolestazı öyküsünün varlığı.
Karaciğer hasarı olması.
İkiz gebelik.
Tüp bebek yötemi ile gebe kalmış olmak.
Komplikasyonlar:
Gebelik kolestazı geçici bir süreliğine yağda eriyen vitaminlerin emilimini önler. Ancak kalıcı bir karaciğer hasarı yapmaz. Neden olduğu kaşıntı da doğumu takiben birkaç gün içerisinde geçer.
Öte yandan, gebelik kolestazı bebekte preterm doğum ve mekonyumlu doğum gibi ciddi durumları tetikleyebilir. Mekonyumlu doğumdan kasıt, bebeğin henüz anne karnında iken dışkısını yapmasıdır. Bu materyalin bebek tarafından yutulması, yenidoğan döneminde bebekte ciddi sıkıntılar yaratır.
Testler ve Tanı:
Medikal geçmişiniz sorgulanır.
Tam bir fizik muayeneniz yapılır.
Bazı kan testleri ile karaciğerin durumu ve kanda dolaşan safra miktarı hakkında fikir edinilir.
Ultrason ile annede karaciğer anormallikleri taranır.
Tedavi:
Tedavinin iki amacı: Kaşıntıyı rahatlatmak ve komplikasyonları önlemektir.
Kaşıntının rahatlatılması amacıyla ursodeoksikolik asit kullanılır. Kaşıntı giderici, steroid içeren kremlerin kullanılması da yardımcı olur.
Komplikasyonlar açısındansa hasta düzenli kan testleri ile takip edilir. Bebeğin iyilik hali ultrason ve biyofizik profiline bakılarak değerlendirilir.

Tüm bu önlemler alındıktan sonra, doğum mümkün olan en kısa sürede planlanır.



18.05.2013

Karmaşık haller..:(

Yazmayalı sadece 1 hafta olmasına rağmen ne kadar da çok konu birikmiş.. Babaannemin ölümü,anneler günü,ayağımı burkmam,uyuz gibi kaşınmaya başlamam ve kolestaz teşhisi..
Bir önceki yazımda babaannemin rahatsız olduğundan ve ona bir şey olmadan son kez görmek istediğimden bahsetmiştim.Maalesef onu son kez dünya gözüyle görmek,hamile iken görüşebilmek nasip olmadı.Gittiğimiz günün gecesi ölüm haberini aldık..Yaşını başını almış,85 ine merdiven dayamış,ele avuca düşmemiş,kimseye yük olmamış,duaları ve gülen yüzü,neşesi ile anılacak olması benim üzüntümü bir nebze hafifletiyor olsa da canım babam için pek kolay atlatamayacağı bir travmaya dönüştü annesini yitirmek..Benim babam çok soğuk kanlı,güçlü bir adamdır nihayetinde ama onu ilk kez bu kadar üzgün,perişan görmek babaannemden çok babam için endişelenmeme sebep oldu..Biliyorum,ne yaşta olursanız olun ya da anneniz ne kadar yaşlı olursa olsun acısı aynı acı olacaktır.Bu sebeple ki en büyük dileğim Rabbim babamın bu durumu en kısa zamanda kabullenip atlatmasına yardım etsin.Ve canım babaannem olduğu yerde nur içinde yatsın..

İstanbul'da olduğum süre içinde çok yoruldum..hem ruhen hem bedenen..Aslında çoğunlukla uzanır vaziyetteydim ve hiç bir koşuşturmacaya beni sokmadılar,lakin yolculuk nedeniyle iyice şişmiş vücudum, stres sebebiyle inip çıkan tansiyonum, cenaze günü düşüp ayak bileğimde kas zedelenmesi yaşamam-ki çok şükür bebeğime bir şey olmadı- ve üstüne bitmek bilmeyen kaşıntılarım..Her şeyin kısa bir zaman diliminde olması, babamı,annemi üzgün görmek,babaannemsiz bir anneler gününü buruk yaşamak,bütün bunlar yetmezmiş gibi patavatsız insanların cenazede bile "ayy ne kadar şişmişsin,ayy karnın ne kadar büyümüş, yüzüne hamilelik sisi çökmüş vs." gibi yorumlarla var olan son moralimi de bozmaları beni oldukça yordu. Ama bu zaman da bile yüzümü güldürecek şeyler olmadı değil..Ayağımı burkmam sebebiyle gittiğimiz poliklinikte orada çalışan sevgili arkadaşım Fatoş sayesinde oğlumuzu görme fırsatı bulduk.Hem de yine detaylı-renkli ultrasonla. Ankara'daki detaylı USGde yüzünü göstermeyen oğlum sanki bana moral olsun diye poz verdi bu sefer.Böylece bu anneler gününde alabileceğim en güzel hediyeyi bana arkadaşım Fatoş vermiş oldu. Bunun yanı sıra güzel yiğenlerime de doymuş oldum İstanbul'da iken.Hep beraber annemlerde kaldığımız için beraber bir hafta geçirmiş olduk.Tabii bunun çok daha farklı bir atmosferde olmasını tercih ederdim..

Gelelim kaşıntı mevzusuna.Kesinlikle yok böyle bir kaşıntı..Sanki derimin altında karıncalar geziyor.Sanki yıllarca yıkanmadım da uyuz oldum..Sanki kaşıya kaşıya parçalasam cildimi rahat edeceğim..Allah kimselere yaşatmasın..Aynı durum ablamın  hamileliklerinde de son aylarda olmuştu.O da uyuz gibi kaşınıp,kaşınmaktan derisini kanatır hale gelmişti.Ama onunkinin sebebini bulamamışlardı bir türlü. Ankara'ya döner dönmez doktor randevumda belirttim bu şikayetimi ve doktorumuz da bunun ciddiye alınması gereken bir şey olduğunu söyleyip kan tahlili istedi.maalesef sonuçlar pek de iç açıcı değildi.Karaciğer enzimlerim olması gerekenin çok çok üstünde çıktı.Buna eşlik eden ödem,idrarda koyulaşma ve en önemlisi el ve ayaklar başta olmak üzere tüm vücutta döküntüsüz kaşınma olması Gebelik Kolestazı denilen hastalığa işaret etti. Selçuk Bey hemen bir ilaç yazdı değerleri normale düşürüp kaşıntıyı durdurmak için ama yine de riskli gebelik durumuna girdiğimi,her hafta kan tahlilini yinelemem gerektiğini,ve daha sık görüşeceğimizi de söyledi.Bu hastalığı kaşıntılarım ilk başladığında sebebini  internette araştırırken görüp hakkında bir kaç yazı okumuştum.Kısaca karaciğerde safra salgısının bloke olması ve kanda safra değerlerinin yükselmesi seklinde açıklanan bu rahatsızlık,tamamen gebeliğe özgü,sebebi tam bilinmeyen, son aylarda kaşıntı ile kendini gösteren ve anneden çok bebek için risk taşıdığından ciddiye alınması gerekiyormuş.Detaylı bir şekilde başka bir iletide paylaşacağım.
Yani, anlayacağınız şu aralar moralim bir hayli bozuk.Allah tüm anne adaylarının bebeklerini sorunsuz bir şekilde,zamanında,sağlıkla  kucaklarına almasını nasip etsin..Lütfen siz de dualarınızı eksik etmeyin..

Oğlum..Seni var olduğunu öğrendiğim ilk andan beri büyük bir aşkla seviyorum.Beni hiç bir zaman bırakma.. Sağlıkla,huzurla gel kollarıma..


7.05.2013

Metanet..(30.hafta)


Bugünlerde ben ve etrafımdakilerin en çok ihtiyacı olan şey..Metanet..Dayanma ve sabretme gücü..Çok şükür doğuma son 10 hafta kala bebeğimle ilgili sıkıntılı bir durum yok,ancak yakın çevremde ölüm ve hastalık haberleri oldukça sıklaştı bu sıralar..Yakın arkadaşlarımdan birinin annesinin beklenmedik bir zaman ve şekilde-trafik kazasında- hayatını yitirmesi,akabinde İstanbul'da babaannemin birden bire fenalaşıp 2 haftadır hastanelerde serum, diyaliz,oksijen vs. tüplerine bağlı yaşıyor olması..En kötüsü de ben hamile olduğum için canım arkadaşımın bu en zor günlerinde bedenen yanında olamıyorum. Ona sarılıp acısını,üzüntüsünü paylaşamıyorum..Eşim ve yakınlarımız cenaze evine gitmemin,o ortamda bulunmamın bebeğime zararı olabileceğinden endişelenip gitmemi istemiyorlar. Malum, doğal olarak herkesin içine en korundan ateş düşmüş vaziyette..Anneyi yitirmek ne kadar zordur tahmin bile edemiyorum..Rabbim geride kalanların her birine metanet,dayanma gücü versin diye dua etmekten başka da elimden bir şey gelmiyor.Öte yandan Ankara'da gurbette olduğumu, ve üzerine onca şiir,kitap,türkü yazılmış bu 'gurbet' olgusunun ölüm,hastalık gibi durumlarda insanı ne de çaresiz bıraktığını iyice anladım bu günlerde..elinde büyüdüğüm,duaları hiç bir zaman üzerimizden eksik olmayan, ailemin en büyük,en yaşlı çınarının apansızın amansız  hastalıklara yakalanıp,ümitsizce hastanelerde yattığını bilmek ve yanında olamamak..İşte bu imiş gurbet..Bir yandan babaannem için üzülüyor,bir yandan onun iyi olması için çabalayan,çırpınan ailem-özellikle de babam-için endişeleniyor, diğer yandan da hem babaanneme bir şey olmadan onu görmek,belki de son kez sarılıp öpmek istiyor hem de tüm bu üzüntü ve stresin bebeğime zarar vermemesi için dua ediyorum..Anlayacağınız günlerdir aklım,ruhum hep karışık,tedirgin ve hüzünlü..
Biliyorum ki ne gidenler geri gelecek ne de geride kalanlar tez zamanda iyileşebilecek..Ve gönülden inanıyorum ki Rabbim kuluna bir acı veriyorsa mutlaka dayanacak gücü ve sabrı da verecektir beraberinde..
Yarın inşallah İstanbul'a gideceğimiz için bir süre yazamayacağım bloga..Dilerim babaannemi sağken görme, sarılma imkanım olur..Dilerim beni hamile iken görebilir..Ve dilerim tüm bu üzüntülü ve stresli zamanları oğlumla sapasağlam atlatabiliriz..
Herkesin duasına ihtiyacımız var..Lütfen iyi dileklerinizi esirgemeyin..